Mesleki Bilgiler, Hobiler, Çalışmalar, Öneriler, Güncel Bilgiler ve Haberler, Farklı Bir Bakış Açısı

Posts tagged ‘dijital’

Farklı Bir Hack Hikayesi


Bir teknoloji sitesinde haberi aynen aktarıyorum;

Hep hacker hikayelerini dinlediniz… Şimdi gelin, bir kez de hack’lenen hikayesi dinleyin!

Anonymous gibi hacktivist grupların “kahramanlık” öyküleri ve sık sık karşılaştığımız hack haberleri yüzünden dijital güvenlik alanındaki tehlikeleri kanıksamaya başladık. Ancak bu konuda okuduklarımız genelde madalyonun sadece bir yüzünü gösteriyor. Kullandığımız cihazları, sistemleri ve ağları bu saldırılara karşı savunmakla yükümlü kişilerin hikayelerini çok fazla duymuyoruz. Bu nedenle geçtiğimiz günlerde güvenlik uzmanı Henry Schwarz‘ın blog’unda yayınladığı yazı çok ilgimizi çekti.

Bir ATM üreticisinde güvenlik alanında çalışan Schwarz, şirketinin ürettiği bir ATM cihazının hack’lenmesi üzerine sorunu çözmekle görevlendirilmiş: “2010’daki Black Hat konferansında, çalıştığım şirket tarafından tasarlanıp üretilmiş olan bir ATM cihazı sahneye getirildi ve bir güvenlik araştırmacısı, bulduğu bir açığı kullanarak makinadaki tüm paranın nasıl boşaltılabileceğini gösterdi.”

Schwarz blog’unda konudan aslında bir sene önce haberdar olduklarını ve açığı bulan araştırmacı Barnaby Jack‘i gösterimin 2009 yerine 2010’da yapılması için ikna ettiklerini anlatıyor. Bu süreç içinde açığı kapatan yamalar yayınladıklarını söyleyen Schwarz, 2010’daki konferansa korkmadan katıldıklarını söylüyor. Ancak sahnede, açıklarını kapattıklarını düşündükleri cihazın yine aynı kişi tarafından hack’lendiğini gördüklerinde adeta yerin dibine geçmişler.

Hacker’dan yardım almak…

Schwarz, konu hakkında müşterilerinden gelen sonsuz sorular karşısında hep açık olduklarını söylüyor. Dahası, cihazları gerçek anlamda güvenli hale getirmek için Barnaby Jack ile işbirliği yaptıklarını da itiraf ediyor.

Schwarz’a göre, ATM cihazının bir hacker tarafından kolaylıkla sipariş edilebilmesinin hata olduğunu kabul ediyor ve çevrimiçi siparişi zorlaştırmanın aldıkları önlemlerden biri olduğunun altını çiziyor. Schwarz’ın yazısı, son derece etkileyici ve ilginç bir olayı bambaşka bir açıdan gözler önüne seriyor.

Bu hikayeden çıkartılması gereken sonuç şu: Siz ne yaparsanız yapın, hack’lenmeyecek bir cihaz üretmek neredeyse imkansız. Eğer cihazlarınızın maksimum güvenlik seviyesine ulaşmasını istiyorsanız, gerektiğinde hacker’lardan bile yardım almanız işleri kolaylaştırabilir.

Hack’lenmeyecek bir cihaz ancak ve ancak teknolojiden arındırılmış bir teknikle mümkün olabilir. Lakin, zamanda vardığımız noktaya baktığımızda bunun pek mümkün ol(a)mayacağını hepimiz biliyoruz. Hatta bunca gelişme ve teknolojiye rağmen hala devlet dairelerinde tek tıkla halledilebilecek işlerin bolca saatimizi çalarak yerine zorla getirildiğine hepimiz şahit olmuşuzdur.

Siz haberde adı geçen kişinin yerinde olsaydınız, nasıl bir yöntem uygulardınız? 😉

 

Kaynak: chiponline

Yakın Gelecek: Canlı Bilgisayarlar


 

En sonunda buda oldu ve Amerika Birleşik Devletleri’nden bilim adamları, canlıların özelliklerinin soydan soya geçmesini sağlayan DNA’lara dijital bilgi yüklemeyi ve bu bilgiyi silmeyi başardı. Tıp dünyasında genetik hastalıklarla ilgili çalışmalarda bir çığır açabileceği söylenen bu çalışma Stanford üniversitesinde yapıldı.

Stanford Üniversitesi Genetik Mühendisliği Bölümünden bilim adamları, 3 yıl boyunca, 750 deneme yaptıktan sonra bir bakterinin DNA’sına dijital veri yüklemeyi başardılar. Bilim adamları, çalışmayı yaparken koli basili olarak bilinen bakterileri ve dijital veriyi DNA’ya aktarmak için enzimleri kullandı.

 

DNA üzerinde genetik anahtar eklendi ve anahtarın çevrili olduğu duruma göre bir enzimin bilgiyi sağ tarafa, diğer enzimin ise sol tarafa aktarması sağlandı. Enzimin aktardığı yöne göre hücre ultraviyole ışık altında kırmızı ya da yeşil ışık verdi. Fakat bakteriler henüz tam anlamıyla dijital veri depolarına dönüştürülemedi. Bakterinin DNA’sında veri miktarı şimdilik 1 Bit’le sınırlı ve bilim adamları, bu miktarı arttırmak için çalışmaların devam ettiklerini söylediler.

Eğer bu çalışmada başarılı olunursa kalıtımsal hastalıklarla, yaşlanmayla ya da kanserle ilgili araştırmalarda önemli rol oynayacağı açıklandı. Araştırmacılara göre, dijital veri ile hücre bölünme sayısı hesaplanabilir ve kanser safhasına geçmeden önce durdurulabilir. Hücrelerin kaç kere bölündüklerinin tespiti için, DNA’lara 50 ila 200 Bit’lik bilgi yüklemek gerekiyor.

 

 

Kaynak: teknolojioku

Alarm Sendromu :)


Hayatımız boyunca, en azından okul ve iş hayatımızda belli bir saatte kalkma mecburiyetinde olmuşuzdur. Zaman geçtikte bu mecburiyeti bize hatırlatan birçok araç kullandık ve kullanmaya devam ediyoruz.

Okula, işe ya da herhangi bir yere gitmek için sabah kalkmamızı sağlamak amacında kullanılan, günün belki de en önemli, ama bir o kadar da can sıkıcı olan aracı: Alarm

İşte yukarıdaki kısa tanımı bir kez daha haklı çıkaracak ve kendi yaşamınızdan da kesitler bulacağınız bir kısa animasyon film: “Alarm”

 

Çocukken dijital alarmlı saatler yoktu, arkadan kurmalı saatler vardı. Bunların, pek çoğumuzun evinin bir köşesine atılmış ve  kullanılmadığı aşikar.

Mekanik saatlerin tarihi oldukça eski olsa da, günümüz mantığındaki ilk çalar saat, 1787′de Levi Hutchins tarafından icat edilmiştir. Hutchins, bu saati hergün 4′te çalacak şekilde ayarlamıştır. Amacı da şimdiki gibi işe zamanında gitmektir. Ayarlanabilir ilk mekanik çalar saati ise, Fransız Antoine Redier’de ait ve patentini almıştır.

 

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: