Mesleki Bilgiler, Hobiler, Çalışmalar, Öneriler, Güncel Bilgiler ve Haberler, Farklı Bir Bakış Açısı

Posts tagged ‘osmanlı mirası’

Abdulhamid Han’ın Dertli Binbaşı’sı


İhtiyar adam, hem gözyaşı döküyor hem de soranlara hayatını anlatıyordu:

“Ben Cennet mekân ll. Abdülhamid devrinde bir binbaşıydım. Bir birliğim vardı benim de. Annem babam vefat edince, servetimiz payimar olmasın diye Sadarete bir istifa dilekçesi gönderdim. Dedim ki; annem babam vefat etti falan yerdeki mağazalarımız, filan yerdeki gayrimenkullerimiz… bunlara nezaret edecek birine ihtiyaç vardır. Kabul buyurulursa, istifa etmek istiyorum…

Biraz sonra bana doğrudan doğruya Hünkârdan bir yazı geldi, istifan kabul edilmedi. Öyle anlaşılıyor ki istifa dilekçem Padişaha gönderilmişti…

İstifa etmemi istemiyordu.

Ben bir daha dilekçe verdim yine aynı cevap geldi. Bizzat çıkayım huzuruna şifahi olarak görüşeyim, dedim ve haşmetli Padişahın huzuruna çıktım. Hünkârım, istifamın kabulünü rica edeceğim, dedim. Durumumuz budur dedim. Biraz düşündü. İstifa etmemi istemiyordu. Yüzünün halinden belliydi. Israrıma da dayanamadı, öfkeli bir edayla, elinin tersiyle beni iter gibi “Haydi istifa ettirdik” dedi. Ben döndüm sevinerek geldim işimin başına…

O gece âlem-i manada orduların teftiş edildiğini gördüm. Gördüm ki son savaşı vermek üzere şarkında ve garbında savaşan orduları bizzat Resul-i Ekrem teftiş ediyor. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) yıldızın önünde duruyordu. Bütün Türk ordusu aleyhissalatü vesselama teftiş veriyordu. Osmanlı Padişahlarının ileri gelenleri vardı. Abdülhamid Han da edeble, Fahr-i Kâinat Efendimizin arkasında duruyordu…

Kumandanı olmayan birlik!
Bütün ordular geçti. Derken benim birlik geldi; başında kumandanı olmadığı için darma dağınıktı. Efendimiz döndü Abdülhamid Han’a buyurdu ki: “Yâ Abdülhamid! Nerede bu ordunun kumandanı?” Padişah; “Ya Resulallah! Çok ısrar etti, istifa ettirdik” dedi. Efendimiz, “Senin istifa ettirdiğini, biz de istifa ettirdik” buyurdu…
Söyler misiniz bana, ben ağlamayayım da kimler ağlasın?!.”

Birinci Süleyman Han (Kanuni)


Kanuni sultan Süleyman, İslam halifelerinin yetmiş beşincisi ve Osmanlı padişahlarının onuncusudur. Yavuz sultan Selim hanın oğlu, ikinci Selim hanın babasıdır. 1494 senesinde doğup, 1566 da vefat etti. Süleymaniyye camii yanındaki türbededir. İkinci Süleyman ve ikinci Ahmed han da bu türbededirler.

1520 de halife oldu. Onüç kere cihad yaptı. Hepsinde zafer kazandı. Yaptığı donanma, Avrupa’da birinci idi. Atlas okyanusundan Umman denizine kadar ve Macaristan, Kırım ve Kazan’dan Habeşistan’a kadar geniş yerleri, Allahü teâlânın dini ile, adalet ile idare etti.

Almanya İmparatoru ve İspanya kralı olan Şarlken yani beşinci Şarl 1526 senesinde Fransa’ya saldırdığı zaman, Fransızlar Osmanlı devletinden yardım istedi. Sultan Süleyman, Barbaros Hayreddin paşayı büyük bir donanma ile imdada gönderdi. Şarlken, Fransa ile sulh yapmaya mecbur oldu. Karada da, sultan Süleyman’ın idare ettiği Osmanlı ordusuna mağlup oldu.

Sultan Süleyman han pek çok hayır ve hasenat yaptı. Sultan Selim, Şahzadebaşı, Cihangir ve Süleymaniyye camilerini ve Anadolu ve Rumelinin her yerinde, Rodos ve başka adalarda müzeyyen camiler, medrese, hastaneler, aşhaneler, yollar, köprüler yaptı. Kızları, damatları, kumandanları da sayılamayacak kadar çok hayırlı eserler bıraktı. Kur’an-ı kerimi sekiz kere yazdı.

1526 da Fransa hükümeti, sultan Süleymana sığındı. 1539 da Osmanlı donanması, Avrupalıların birleşik deniz kuvvetlerini bozguna uğrattı. 1555 de Süleymaniyye camii ve külliyesi yapıldı. 1559 da Avrupalıların donanmaları ikinci bozguna uğradı. Eyyubde (Baba Haydar) camiini yaptırdı.

(Kamus-ul alam)da diyor ki, (Sultan Süleymanın kızı Şah sultan ile damadı Zal Mahmud paşa, Eyyubde Defterdar caddesinde büyük bir cami yapmışlardır. İkisi de 1562 senesinde vefat ettiler.) Cami yanındaki türbededirler. Sultan üçüncü Selim hanın büyük hemşiresi Şah sultan bu camiin yanına bir mektep ve kendi için bir türbe yaptırdı. Türbede zevci Mustafa paşa ile validesi sultan da vardır. Sultan Mahmud han ve son olarak 1960 da, başvekil Adnan Menderes, camii ve türbeyi tamir ettiler.

Oğlu sultan Cihangirin ruhu için, 1559 da Cihangir camiini yaptı. Cihangir 1552 de Halebde vefat etmiş, Şahzade camii yanında ağabeyisi Muhammed sultanın türbesine defnedilmiştir. Cihangir camii üç defa yandı. Son olarak, ikinci Mahmud hanın sadr-ı azamı silahdar Ali paşa 1823 de yaptırmıştır.

Avrupalıların, Büyük Türk ve Muhteşem Süleyman lakaplarını verdiği, Kanuni Sultan Süleyman, padişah olunca önce, memleketin iç işlerini düzeltip, Osmanlı ülkesinde huzur ve sükun temin ettikten sonra, Avrupa seferlerine başladı.

 

Kaynak

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: