Mesleki Bilgiler, Hobiler, Çalışmalar, Öneriler, Güncel Bilgiler ve Haberler, Farklı Bir Bakış Açısı

Posts tagged ‘mizahi yazılar’

İnsaf Edin


Bayadır yazı ekliyemiyorum, farkındayım. Şantiyenin yoğunluğu malum.

Yine sevdiğim bir yazarın, hayatın içinden komik bir dille anlattığı, toplu taşımada araçlarında ki halimizi kaleme aldığı bir yazıyı yayınlamak istiyorum.

Toplu taşıma araçlarında yaşlılara ve bayanlara yer vermeyen tüm insafsızlara…

Yok Sümerler, yok Babiller, yok Eltimgiller, yok Asurlular… Ünlü tarihçi Prof. Fidayda Fitarih, tarihin tozlu raflarına ışık tutuyor ve açıklıyor; “Bir kavim daha var; Baasurlular!”

Baasurlular, Kırkdönümbostanoğulları’nın Yangel Osman boyundandır. Kavimler Göçünde dahi kimseye yer vermemek adına kımıldamadıklarından topraklarımıza nasıl ulaştığı bilinmemektedir… Yerleşik düzene geçen Baasurlular, istilacı egemenliklerini otobüs, minibüs koltuklarında sürdürmüş ve tarih boyunca Ayaktagidenoğlulları’yla şiddetli savaşlar yapmışlardır. “Rahatımızı da istifimizi de bozmayalım” felsefesini benimseyen Baasurlular, dolmuşa binen yaşlılara “Bana güvenip de mi yola çıktın?” bakışını keşfetmiştir.
Minibüs Meydan Muharebesi: Minibüse bindin. Oooh,  koltuklara yayılmışlar, yer vermeye hiç niyetleri yok, fakat sen ayaktasın! İşte, Baasurlular ve Ayaktagidenoğulları, Magirus ovasında karşılaştı! Şartlar çetin. Yorgunsun, savaş alanı itiş kakış, 1.70 metre tavanlı minibüste ‘boynu bükükleri’ oynuyor, ön paneldeki “Güllere de küstüm, açmasınlar!” yazısıyla daha da çöküyorsun…

Yılma, savaş! Öncelikle, bil ki muhaberatsız muharebe olmaz! Uzatılan paralardan kim nerede inecek, yan yana, ön arka oturanlar tanışık mı öğren. Cam kenarı koltuklar, fethi zor kalelerdir. İç taraftakilerden birini kuşat. Tepesinden üfleyerek, tip tip bakarak, zehirli nazar oklarıyla taarruza geç! Düşmanın, uyuyor numarasıyla savunma cephesi oluşturmasına izin verme. “Oy anam belim!” diye bağır, uyandır! Taarruzun, “Çook da umurumda” kokan tavırla geri püskürtülürse; ‘Turan Taktiği’ni uygula! Düşmanın baş arkasındaki demirden tutunup geri çekilerek, ağırlığını öne vermesini bekle. Rahatlasın, iyice salınsın, yayılsın… İlk frende, surları dövercesine darbeyi geçir! Olayı, teypteki Ankaralı Turgut’un ritmine göre işleyen trafik sarsıntısına mal et…
Bu son hamleyle savaşın neticesi belirlenecektir. Ya adam gibi kalkıp yer verir ki, zafer senindir! (Esir ve çocuklara iyi davran…) Ya da sıcak çatışmayla karşılık verir ki, bu karşınızdakinin Baasurlular Uygarlığı’ndan değil, Maganda Federe Krallığı’ndan olduğunu gösterir. Hiç bulaşma!..

Otobüs kuşatmalarında ise, ‘Gazi, yaşlı, hamilelere’ terk edilesi koltukları tercih et. Düşmanı, hamile olduğuna inandır; “Hıyar turşusu kokuyor” falan de. Olmadı kutu koladan imal ettiğin İstiklal Savaşı madalyanı tak… Haa… Otomatik kapı çarpmış numarası yapmak bile işe yaramıyorsa, gaz maskeni tak ve kimyasal silah kullan! Akabinde bırak koltuğu, otobüsü bile sana vermek isteyeceklerdir!..

Halime Gürbüz

Türkiye Gazetesi

Reklamlar

Kaçan Kovalanır


Oysaki az kalmıştı vuslata, bir başıma bu ıssız durakta; yine geç kaldım sana ben, yine yetişemedim koştum da peşinden.”  Gözyaşları içinde okurken bu mısraları sorarım azizim; Siz de koştunuz peşinden ve otobüsü yakalayamadınız değil mi? Size de otobüs içinden sırıtarak baktılar, duraktakiler halinize acıdılar değil mi?  Üzülmeyin, yalnız değilsiniz. Ne civanlar otobüsün peşinden eve kadar koştular, ne garibanlar tekerleğe kadar yetişip binemedikleri için telef oldular…

İçerden seyretmesi keyifli de, yetişmeye çalışırken hiç komik değil! Benim de koşmuşluğum vardır otobüs peşinden, Usain Bolt’un doping alıp ameliyatla beyaz olmuş hâli gibi… Depara kalktığın anda “ya, bağırsam mı?”  endişesi yaşarsın, bu arada otobüsün cam kenarlarındakilerle kısa göz temasları kurarsın şoförü ikaz ediyorlar mı diye, bakarsın onlardan umut yok; koşarken ıslık çalmayı denersin beceremezsin, sonra ‘kaçıyor ya otobüs’ refleksiyle kollarını aça aça “Hüoopp! helelelöeey!” gibi naralar, otobüse tokat, yumruk falan atarsın ve pek tabii ‘rezil oldum’ gerilimi yaşarsın…

Gülümse, hadi gülümse; Efendim, hareket etmek üzere olan otobüse yetişmek amacıyla koşan insanların yüzde doksanı güler! Kişinin şoföre şirin görünme çabası mıdır, kendisine acıyarak bakan tiplere “yok aslında o kadar da zor durumda değilim” mesajı mıdır, ettiği küfürler belli olmasın diye takındığı yüz ifadesi midir bilinmez…

Zafer bizimdir;  Otobüse yetişildiğinde gülümseme devam eder. Genç bayanlarda ‘ay sinirim bozuldu’ gülmesi, teyzelerde muzafferane 32 diş ful ekran sırıtma. Beyler ise artık gülmez. Hele de koşarken gömleğin üst cebini tutan amcalar. Onlar daha bi asabi! İçeri doğru ilerlerken otobüstekilere “Ne bakyoğunuz?!“ bakışı fırlatıp, içinden “hepinizin ben var yaa…” diyormuşçasına gerginlik oluştururlar. Hatta dışarıdayken göz göze geldiği halde “kaptan gelen var” dememişleri tek tek arayan bile mevcuttur.

Bırak gitsin, dönerse senindir; Karizma dağıldı, talan! Sen kalk otobüsün peşinde kendini parala, hatta finali uzun atlamayla şenlendir, buna rağmen yakalayama… Büyük rezillik. Durumu kabullenip kös kös seni izleyenlerin arasına geri dönseeen “gerisekaaalıı yaa” diyen yüzler, gözler göreceksin… Durağa dönüp maymun mu olsam, şoföre sövüp hıncımı mı çıkarsam? Önü arkası belli olmayan pijama kararsızlığı yaşar insan. İyisi mi, hazır başlamışken bir sonraki durağa kadar koşun. Nasılsa oradakiler sizi ilk defa görüyor olacak..

“Sen her şeye karışma“ diye büyütülmüş bir neslin ‘kaptan ağır ol’ diyememesidir hüznün diğer adı! Sen canhıraş koşarken “hadi oğlum, hadi kızım başarabilirsin” diyorlardır belki içlerinden. Elimde laptop, çanta, torba, yağmurdan kedi enceği modeli saçlarla karga tulumba tombalak yetişip bindiğimde, “Naptık biz, kusura bakma evladım, gençliğini yedik…” dermişçesine bakıyorlardı hepsi birden… Fırrkh!..,

Halime Gürbüz
Türkiye Gazetesi

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: