Mesleki Bilgiler, Hobiler, Çalışmalar, Öneriler, Güncel Bilgiler ve Haberler, Farklı Bir Bakış Açısı


dublorundilemmas

Ne kadar zamandır bana tavsiye edilen bir kitaptı “Dublörün Dilemması”.. Fakat mesafeler araya girince, kitaba ulaşabilme ve dolayısıyla okuyabilme imkanına ulaşamamıştım.

Gecikmeli ara tatilimde memlekete döndüğümde, ” Oğuzhan bu kitabı toplu taşıma araçlarında okurken dikkat et, farkında olmadan gülersin ve diğer yolcuların şaşkın bakışlarına maruz kalabilirsin” diyerek  beni uyaran İbrahim ne kadar zamandır okumak istediğim bu kitabı bana hediye ederek hasreti bitirmiş oldu.

Kitaba başlar başlamaz, absürd ve neşeli olay örgüsü, zeka yüklü ve bir o kadar ilginç diyalogları  ve Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Dilara Dilemma, Rıza Silahlıpoda gibi karakterleriyle bir anda kendinizi hikayenin içerisinde buluyorsunuz. Anlayacağınız farklı bir çekim gücü var bu kitabın.. Yalan olmasın 2 gün gibi kısa bir sürede bitirdiğimi hatırlıyorum.. Herhalde en son orta okulda bu gibi kısa sürelerde kitap tüketebiliyordum.

Ayrıca;

Hangi liman olursa olsun, yeter ki bizleri, erkeklerin kadınlardan korunduğu bir İslam ülkesine ulaştırsın.[Bernard Shaw, Doktorun Dilemması]

Sana baktıkça tatlım, Rus ruletinde kaybetmenin acısı gibi bir acı duyuyorum. [ Dodo Donor, Can Çekişmenin İcapları]

Hayatta her şeyi elde etmekten başka şeyler de olmalı [ Hafız Hamza el-Hayati, Avatantadan Lavanta]

gibi sözlerle kitabı baştan aşağı süslemesi gerçekten hoş olmuş.

Dublörün Dilemması 2

Canımın içi,böyle şeyler yalnızca romanlarda olur dedirtse de..

Sonuç olarak türünün ülkemizdeki yegane örneklerinden, sürükleyici, film tadında, şahane bir roman Dublörün Dilemması..

Belirli arkadaşlarla değiş-tokuş haricinde kolay kolay başka yazarları okumayan ben, bu kitapla beraber memlekete döndüğümde Murat Menteş’in diğer kitaplarını da okumayı planlıyorum artık.

Neyse darısı başınıza:)

Arka Kapak Yorumları..

Murat Menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. Onunla çekişirken çiçek açarsınız. Yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. Peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat Murat Menteş’in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. Ben, Murat’ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; Murat aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. Bu yüzden Dublörün Dilemması çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor… Böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı Murat için olsun!..
                                                                                                                                                                                                   Nihat Genç

Çok acayip. Çok tuhaf. Müthiş!.. Böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. Okuyun, siz de inanamayacaksınız!

Hakan Albayrak

Dublörün Dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli…
bir roman. Ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. Hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! Ben sevdim eller alsın.
Alper Canıgüz

Boğaziçi Köprüsünden kopan taksi Etilere doğru yol alırken, radyoda Orhan Gencebay’ın Hayat Kavgası şarkısı çalmaya başladı. İbrahim Kurbanların evinin önüne geldiğimizde şarkı henüz bitmemişti. Şoföre parayı saydım, fakat arabadan inmedik. Şoför, soru soran gözlerle suratımıza bakıyordu. İşaret parmağımı dudaklarıma götürerek, “hişşşş” dedim. Şarkı bitti. Biz taksinin arka kapılarını aynı anda açıp dışarı çıkarken, İbrahim Kurban başını içeri uzatarak durumu şoföre açıkladı: “Orhan Gencebay çalarken arabadan inilmez kaptan.”

Kitap :  Dublörün Dilemması

Yazar : Murat Menteş

Yayın : İletişim Yayınları


481936_10151420797603893_944939125_n

Bugün Türkiye İzcilik Federasyonu tarafından, 22-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenmiş olan “Milli Bilinç 57. Alay Faaliyetinden” bahsetmek istiyorum.

Biliyorsunuz ki Çanakkale Zaferi, tarihimizin şanlı sayfalarından bir tanesi, iman kuvvetinin ne demek olduğu gösteren bir örnek ve bu vatanın harcının şehitlerimizin kanları ile karıldığını gösteren birlik ve beraberliğimizin en güçlü nişanesidir.

Bu günlere nasıl gelindiğini iyi bilmek ve düşünmek, düşmanın modern silah ve cephesine, elindeki tek tüfeği, keskin süngüsü ve göğsündeki çelik gibi sağlam imanıyla karşı koyan Mehmetçiğin, “DÜVEL- İ MUAZZAMA” diye dünyaya nam salmış düşmanlarına nasıl büyük bir ders verdiğini  anlamamız ve ardımızdan gelen nesle de anlatmamız gereklidir.

Bu bilinci yeni nesile aşılamak adına düzenlenen Milli Bilinç 57. Alay Faaliyetinde, 25 nisan günü izciler, şehit dedelerimizin uyandığı gibi top ve tüfek sesleri ile uyandırılıp, onların halini daha iyi anlamak adına, onların yediği  yarım bardak un çorbası ve el ayası kadar hamur kızartması ile kahvaltı etmişler. Sonrasında da vatana kurban edilmişliğin bir simgesi olarak da başlarına kınalar çalındıktan sonra yola çıkmışlar, şehit dedelerimizin yürüdüğü yollarda yürümüş, onların en son uyuduğu yerlerde uyumuş ve onları saygı ile anmışlardır.

Şu üzerinde yaşadığımız bu topraklar ecdad kanları ile sulanmış ve onlar tüm dünyaya Çanakkale’nin Geçilmez olduğunu göstermişlerdir. Bunun değerini bilmeli, yine ve yeniden eski şanlı günlerimize ulaşmak için çokca çalışmalı, tarihimizi gerçekleri ve doğrularıyla en ince ayrıntısına kadar bilmeli ve bunun bilincinde olarak yaşamalıyız. Rabbim tüm şehitlerimize gani gani rahmet eylesin ve bizleri o şehitlerimizin şefaatlerine nail eylesin.

Maalesef ki yurtdışında olduğum için ben bu programa katılamadım ama başta Türkiye İzcilik Federasyonu’na ve bu yazıya vesile olan sevgili kardeşim, oymakbaşım İbrahim Kurban’a selam ve ve sevgilerimi gönderiyorum buralardan.Seneye beraber inşallah :)

Son olarak bu programdan birkaç resim paylaşmak istiyorum. Buyrun;

27153_10151470981413893_802905816_n

407065_10151470999763893_1900751876_n

67533_10151471241743893_23204756_n

 

526911_10151419362533893_596882283_n

537839_10151470981143893_811211204_n


Yazının YÖK tarafından hazırlanmış bu müthiş tanıtım videosu eşliğinde okunması tavsiye edilir.

Bir zamanlar hem ülkemiz medyası hemde diğer dünya ülkelerinin medya ve stratejik araştırma kuruluşlarının yaptığı “eksen kayması” , yani ülkemiz ilgi alanını batıdan doğuya kaydırıyor eleştiri ve yaklaşımları, yüzünü tüm dünyaya çeviren, küreselleşen dünyaya uygun küresel bir bakış açısı geliştiren ülkemizin dış politikasının işleyişi ve karakterini gördükten sonra eleştirilerinin yersiz olduğu anlaşılmıştır. Çünkü artık sırtını ne doğuya ne de batıya dönen bir Türkiye var.

Böylesi aktif bir dış politika vizyonu, haliyle karşılıklı eğitim programlarının arttırılmasından ticaretin geliştirilmesine, karşılıklı bilgi-teknoloji alışverişinden stratejik ortaklığa birçok  farklı alanda plan ve projelerin artmasına ve insanımızın küreselleşmesine ön ayak olurken, imkanlar bazında gerek iş adamlarımıza gerekse ülkemiz akademisyen ve öğrencilerine çeşitli olanaklar sağlıyor.

Bugün bahsetmek istediğim konu ise yerli bir eğitim seferberliği projesi olan; Mevlana Değişim Programıdır. Geçenlerde internetten haberleri karıştırırken Mevlana Değişim Programı’nın önümüzdeki sene hayata geçirileceği haberini gördüm. Her ne kadar bu sene okulum bitiyor olsa da, ülkem ve bu programdan faydalanacak öğrenci arkadaşlarım adına sevindim. Çünkü bu tarz eğitim ve kişisel gelişim imkanlarına bakıldığı zaman çoğunluğu ABD ve batı ülkeleri üzerine idi. Ama dünyanın önde gelen ülkeleri sadece bu batı bloğundan ibaret değil. Rusya, Çin, Güney Kore, Japonya, Brezilya gibi ülkelerde gelişmiş veya gelişmekte olan ekonomik düzeyleri, gerek siyasi gerekse kültürel olarak çevrelerini ve dünyayı etkileyebilme kabiliyetleri açısından bakıldığında dikkate değer ülkelerdir ve bu program ile beraber ülkemiz insanı buralara da devlet desteği ile gitme imkanı bulacaktır.

Ayrıca Mevlana Değişim Programı ile sadece yukarıda bahsettiğim ülkeler değil ortak dil, din, tarih ve kültürü paylaştığımız Ortadoğu, Orta Asya ve Güneydoğu Asya ülkelerine de karşılıklı gitme ve buralarda eğitim imkanına sahip olabileceğiz.

Aslında bu değişim programı son birkaç senedir -”sınav soruları Metin’in eline geçmiş, hoca bugün %20 lik sürpriz kısa sınav yapacakmış gelmeyenin vay haline, fakülte siyasal olacakmış, kampüs başka bir yere taşınıyormuş, bölümün ismi değişecekmiş, şu bölüm ingiltere ile çifte diploma anlaşması yapmış”-  gibi bir üniversite efsanesi olarak öğrenciler arasında dolaşıyordu. Malum Erasmus Değişim Programı’nın oldukça popüler olduğu ülkemizde, bu haber Avrupa harici diğer ülkelere gitmeyi arzulayan öğrencileri oldukça heveslendiriyordu. Neyse ki yalnızca lisans öğrencileri değil yüksek lisans öğrencileri de faydalanabiliyor.

mevlana genel

Peki bu programın içeriği tam olarak nedir?

Bu program kapsamında Avrupa Birliği ve EFTA (Avrupa Serbest Ticaret Birliği) ülkeleri dışında kalan diğer dünya ülkeleri ile Öğrenci ve Öğretim Elemanı Değişimi gerçekleştirilmesini ön görülüyor.

Ayrıca program kapsamında,öğrenciler hibe destekli olarak en az bir en fazla iki yarıyıl süre ile gerçekleştirecekleri bu programda tam tanınılırlık esas olacak ve öğretim elemanları ise bu programa en az bir hafta en fazla üç ay süre ile yine hibe destekli olarak katılabilecek.

Son olarak yazımın sonunda fikir vermesi açısından Sakarya Üniversitesi Haberler sayfasından almış olduğum  anlaşılması olası üniversiteleri paylaştım.

Ülkemize hayırlı uğurlu olsun, Rabbim bu program çerçevesinde başka ülkelere gidecek öğrenci ve öğretmenlerimizin ülkelerini hakkıyla tanıtabilmesini ve buralardan ilim adına faydalanabilmelerini nasip etsin. Bu tarz program ve projelerin artması dileğiyle..

Mısır : Ain Shams University, Al Azhar University, Alexandria University, Cairo University, Banha University

Birleşik Arap Emirlikleri : University of Dubai, Zayed University

Suudi Arabistan : Umm Al-Qura University

Türkmenistan : Turkmen State University

Özbekistan : National University of Uzbekistan ‘M.Ulugbek’,  Samarkand State University, Westminster International University in Tashkent, Taşkent Devlet Teknik Üniversitesi

Tacikistan : Tajik State National University, Dushanbe

Kazakistan : Al-Farabi Kazakh National University

Kırgızistan : Kırgızistan Türkiye-Manas Üniversitesi, OSH Technological University

Malezya : University of Technology Malaysia

Singapur : Nanyag Technological University, National University of Singapore

Endonezya : Institut of Technology Bandung

Japonya : Kyoto University

ABD : Polytechnic Institute of New York University, New Mexico Institute of Mining and Technology, Ohio University, Nazareth Collage Rochester,

Azerbaycan : Azarbaijan State Economic University, Azerbaijan University of Architecture and Construction, Azerbaijan State Culture and Art University, Baku State University, Ganja State University, Lankaran State University, Nahcevan Devlet Üniversitesi

Brezilya : Federal University of Bahia, Centro Universitario Jorge Amado

Arjantin : University of Buenos Aires

Hindistan : University of Rajasthan

Kaynaklar; mevlana.yok.gov.tr, haber.sakarya.edu.tr


Kimi zaman insan kendini değersiz, matematikte bazılarınca doğal sayılar arasında bulunup bulunmaması hala tartışılan, Roma rakamları arasında bulunmayan tek sayı olan, kocaman bir SIFIR gibi hisseder. Hani sözüm ona etkisiz eleman olan :)

Durumu gerçekten bu kadar içler acısı olan bir kimse bile olsa umudunu kaybetmemeyi belki de sadece parlatılmayı bekleyen değerli bir taş gibi, sandığından çok daha değerli olabileceğini gösteren, oldukça duygu yüklü bir o kadar da samimi bir kısa film paylaşacağım bugün..

Bu kısa film 2010 yapımı olup “stop motion” yani objeleri hareketlendirip teker teker fotoğraflarını çektikten sonra senaryoya göre bütünleştirme diye zannediyorum özetleyebileceğimiz bir yöntemle yapılmıştır. Gerçekten sabır işidir.

Neyse çok uzatmayayım. İşte kısa filmimiz ZERO. İyi seyirler..


Yine bende önemli yere sahip olan bir şiiri paylaşmak istiyorum. Rahmetlinin kendi ağzından dinleyeceğiniz şiirin her kıta, her dize, hatta her kelimesi ayrı derin anlamlar taşımaktadır. İnsanı düşünmeye, sorgulamaya teşvik eden bir eser. Buyrun, iyi seyirler..


Yavuz Bülent Bakiler hocadan yüreklere dokunan bir şiir; “Şaşırdım Kaldım İşte”.Hepinize iyi seyirler diliyorum.


Görsel
Teknolojik ilerlemenin önünü alamadığımız, her eve internet, bilgisayar ve dahi akıllı telefonların girdiği günümüzde, teknolojiyi daha bilinçli kullanmamız gerekiyor. İrademize hakim olamadığımızda zaten (gerçi normal birşeymiş gibi “zaten” demek de doğru değil ama..) hayatımızın en önemli değerlerinden “zamanımızı” elimizden gidiyorken acaba sıra bir de mahremiyetimize mi geldi?  

Bu konuda zaten hepimiz, “bilgisayarda mutlaka antivirüs programı olmalı, posta kutumuza gelen şüpheli mailleri açmamalıyız ya da şifremizi ve kişisel bilgilerimizi her ortamda paylaşmamalıyız” gibi önlemleri üç aşağı beş yukarı biliyor ve almaya çalışıyoruz. Teknoloji bir “öcü”  değil ve amacım onu o şekilde göstermekte değil.

Ama cep telefonunu almadan evden çıkmadığımız, facebook,twitter vb. sosyal paylaşım sitelerine bakmadan günümüzün geçmediği, hatta “internetsiz yaşayamam, yapamam” diyen insanların arttığı günümüzde, bunun zararlı yönlerinin de farkında olmalı ona göre daha bilinçli bir şekilde kullanmalıyız diyorum sadece.

Velhasıl, bu konuda yeni okumuş olduğum bir haberi paylaşmak istiyorum sizlerle dostlar. Buyrun; 

Cep telefonunuza indirdiğiniz oyunlar sandığınız kadar masum olmayabilir. Şayet oyun gizli bir programla donatılmışsa, bu oyun sayesinde telefonunuz, tam bir dinleme ve izleme cihazına dönüşebilir.

Hayatımızı çepeçevre saran teknoloji nimetleri, kimi zaman bize doğrultulmuş birer silah haline gelebiliyor. Örneğin cep telefonuna indirdiğiniz basit bir oyun bile sizin aleyhinizde çalışabilir.

Bu konuda önemli uyarılarda bulunan TOBB Özel Güvenlik Sektör Meclis Başkanı Hasan Gazi Özer, “Çocukların indirdikleri oyunlar, göründükleri kadar masum değil malesef. Göründüğü kadar masum olduğunu söylemek biraz delilik olur. Birçoğu bir başka casus programa aslında link vermiş oluyorsunuz. Özellikle ‘ücretsiz’ diye tabir edilen konularda çok dikkatli olmak gerekiyor” diye konuştu.

Dinleme veya izleme yapmak için böyle karmaşık bir yönteme gerek de olmuyor kimi zaman.. Bu işe yarayan cihazlar, kanuna aykırı olmasına rağmen internet üzerinden bile satın alınabiliyor. Üstelik nasıl kullanılacağının detayları da paylaşılıyor.

Hasan Gazi Özer, “Anahtarlık kameralar, kalem kaydediciler, görüntü alıcılar, ses kaydediciler çok rahat bir şekilde fuarlarda tanıtıldığını ve ayaküstü satıldığını göreceksiniz. Aynı şekilde internet siteleri üzerinden de”  dedi.

YASAL MI?

Peki bu tür cihazların satılması yasal mı? Bu soruya, Özer, “Ne bunu satılması ne de aranıp bulunması için yapılan bu çalışmaların hiçbiri yasal ve ülkemiz şartlarında ticari faaliyet olarak görülmemektedir” cevabını verdi.

Özel hayatın ihlalini bu kadar kolaylaştıran cihazların bu denli kolay elde edilebilmesini sağlayan sektör de bu işten epey kar ediyor. Hatta kimi zaman bir kaç dolara mal olduğu halde fiyatı şişirilen kameralar, yüzlerce dolardan alıcı buluyor.

Yabancısı olduğumuz bu sektördeki gelişmeler, Meclis’te Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu’nun çalışmalarında masaya yatırıldı ve uzmanların dilinden dinlendi.

BİLMEDİĞİNİZ BİR NUMARADAN GELEN MESAJI AÇTIĞINIZDA DİNLENMENİZE ONAY VERMİŞ OLABİLİRSİNİZ!

TOBB Özel Güvenlik Sektör Meclis Başkanı Hasan Gazi Özer, önemli bir uyarıda da bulundu:

“Tanımadığınız, bilmediğiniz bir numaradan mesaj geliyorsa şayet, mümkün olduğu kadar açmamaya çalışın. Açtığınızda dinlenmenize onay veriyor olabilirsiniz!”

Kaynak; trthaber

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: